911 ARAMA KURTARMA DERNEĞİ

911 SEARCH AND RESCUE ASSOCIATION

 
 

 

"ATAM İZİNDEYİZ!"

"EMANETLERİNİN BEKÇİLERİYİZ!"

İstanbul Üniversitesi Jeofizik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu Derneğimizin Onursal Üyesidir.
Ana Menu
Ana Sayfa
Hakkımızda
Vizyonumuz
Misyonumuz
Bize Ulaşın
Arama
İhtiyaç Listesi
Dernek Tüzüğü
Bağış Yapanlar
Son Depremler
Haberler
Forum
Eğitimlerimiz
Hava Durumu
Operasyon ve Faaliyetlerimiz
Protokoller
BAĞIŞLARINIZ İÇİN BANKA HESAP NUMARALARI
HAFTANIN YAZISI!
YARARLI LİNKLER!
Tanıtım Filmlerimiz
Fotoğraf Albümü
Plaketlerimiz
Basında Biz
Eğitim
Deprem
İlk Yardım
Animasyonlar
KİMYASAL YARALANMALARDA İLK YARDIM

 911 Arama Kurtarma Derneği

Türkiye Dağcılık Federasyonu'na üye bir dernektir.

Deprem E-mail

   
Deprem Nedir?

Deprem Nedir?

Yerküre içerisindeki kırık(fay) düzlemleri üzerinde biriken biçim değiştirme enerjisinin aniden boşalması sonucunda meydana gelen yerdeğiştirme hareketinden kaynaklanan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzünü sarsması olayına deprem denir.

   
Depremler Nasıl Oluşur ve Türleri Nelerdir?

Depremler Nasıl Oluşur ve Türleri Nelerdir?

Depremin nasıl ve neden oluştuğunu anlamak için öncelikle yerkürenin iç yapısını bilmek gerekir.Yerkürenin iç yapısı hakkında, jeolojik ve jeofizik çalışmalar sonucu elde edilen verilerin desteklediği bir yeryüzü modeli(Şekil.1) bulunmaktadır. Bu modele göre, yerkürenin dış kısmında yaklaşık 70-100 km kalınlığında bir taşküre(Litosfer(Şekil.2)) vardır. Kıtalar ve okyanuslar bu taşküre içerisinde yer alırlar. Litosfer ile çekirdek arasında kalan ve kalınlığı 2900 km olan katmana da Manto adı verilir.

Taşküre'nin (Litosfer) altında Astenosfer(Şekil.3) denilen yumuşak Üst Manto bulunmaktadır. Burada oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon akımları (Şekil.4) nedeni ile, taş kabuk parçalanmakta ve birçok "Levha"lara bölünmektedir. Üst Manto'da oluşan konveksiyon akımları, radyoaktivite nedeni ile oluşan yüksek ısıya bağlanmaktadır.

Konveksiyon akımları yukarılara yükseldikçe Litosfer'de gerilmelere ve daha sonra da zayıf zonların kırılmasıyla Levha(Şekil.5)'ların oluşmasına neden olmaktadır. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levhalar vardır. Bu levhalar, üzerinde duran kıtalarla birlikte Astenosfer üzerinde serbest halde yüzmekte olup, birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği bir hızla hareket etmektedirler. Konveksiyon akımlarının yükseldiği yerlerde levhalar birbirlerinden uzaklaşmakta ve buradan çıkan sıcak magma da okyanus ortası sırtlarını oluşturmaktadır. Levhaların birbirlerine değdikleri bölgelerde sürtünmeler ve sıkışmalar olmakta, sürtünen levhalardan biri aşağıya Manto'ya batmakta ve eriyerek yitme zonlarını oluşturmaktadır. Konveksiyon akımlarının neden olduğu bu ardışıklı olay Litosfer'in altında devam edip gitmektedir.

Depremlerin Oluşum Yerleri ve Türkiye'nin Durumu

Depremlerin Oluşum Yerleri ve Türkiye'nin Durumu

Deprem herhangibir yerde ve herhangibir zamanda oluşabilir. Yerküre üzerinde oluşan depremlerin büyüklüğü ve neden oldukları zararlar gözönüne alındığında iki ana deprem kuşağı en çok ilgi çeken bölgelerdir. Bunlardan biri Büyük Okyanusu çevreleyen ve özellikle Japonya üzerinde etkili olan Pasifik Deprem Kuşağı (Yeryüzündeki depremlerin yaklaşık %81'i bu kuşakta meydana gelir.), diğeri ise Cebelitarık’tan Endonezya adalarına uzanan ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz-Himalaya deprem kuşağıdır (%17'si de bu kuşakta oluşur).Genel olarak depremlerin, kabuğu oluşturan levhaların sınırlarında oluştuğu söylenebilir.

Türkiye’nin bulunduğu bölgede büyük levhalar arasında küçük birçok levhanın olması, Türkiye’nin büyük bir bölümünün deprem kuşağı içinde yer almasına neden olur.

Türkiye, üç büyük levhanın etkisi altındadır. Avrasya, Afrika ve Arap levhaları. Anadolu’nun büyük bir kısmının yer aldığı Anadolu levhası, Avrasya levhasının küçük bir bölümüdür (Şekil.10).

Bu levhalar arasındaki etkileşim şöyledir: Afrika levhası, Akdeniz’de Helenik-Kıbrıs Yayı denilen bölgede, Avrasya (veya onun bir parçası olan Anadolu) levhasının altına dalar. Arap levhası ise Kızıldeniz’deki açılma nedeniyle kuzeye doğru hareket eder ve Anadolu levhasını sıkıştırır. Bu sıkıştırma sonucu Bitlis Bindirme Zonu (Bitlis Kenet Kuşağı) oluşmuştur. Sıkıştırma halen sürdüğü için, Anadolu levhası kuzey ve güneydeki fay hatları boyunca batıya doğru hareket eder. Anadolu levhasının kuzey sınırı, bir bölümünde 17 Ağustos depreminin oluştuğu Kuzey Anadolu Fayı (Şekil.11)’dır. Güney sınırını ise, Helenik-Kıbrıs Yayı ile Doğu Anadolu Fayı oluşturur.

Arap levhasının sıkıştırması sonucu batıya kayan Anadolu levhasının sınırlarında ve Afrika levhasının Avrasya levhasının altına dalması sonucu Akdeniz’de ve Ege Graben Sistemi içersinde depremler meydana gelir. Ancak Arap levhasının sıkıştırması bu bölgelerdeki hareketlenme ile tamamen telafi edilemediği için İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde de içsel deformasyon nedeniyle depremler olabilmektedir.

Deprem Dalgaları

Deprem Dalgaları

Deprem anında, blokların ani olarak kayması ile deprem dalgaları üretilir ve bunlar kayaçlar içerisinde odaktan çevreye doğru yayılırlar. Deprem dalgaları P, S ve Yüzey Dalgaları olarak üç gruba ayrılır.


P dalgaları:
Kayıtçılara ilk ulaşan deprem dalgasıdır. Hızı, kabuğun yapısına göre 1.5 ile 8 km/sn arasında değişir. Tanecik hareketleri yayılma doğrultusuna paraleldir(Bu yüzden Boyuna Dalgalar olarak ta isimlendirilirler). Yıkım etkisi düşüktür (Şekil.13, Animasyonu görmek için tıklayınız..)

S dalgaları:
Kayıtçılara ikincil olarak ulaşan deprem dalgasıdır. Hızı P dalgası hızının %60’ı ile %70’i arasında değişir. Tanecik hareketleri yayılma doğrultusuna dik ya da çaprazdır (Bu yüzden Enine Dalgalar olarak ta isimlendirilirler). Yıkım etkisi yüksektir (Şekil.14, Animasyonu görmek için tıklayınız..)

Yüzey dalgaları:
Dünya'nın yüzeyi boyunca yayılan, P ve S Dalgaları'ndan sonra kayıtçılara gelen ve depremlerde esas hasarı yapan dalgalardır (Şekil.15). Bu dalgalar Rayleigh ve Love dalgalarıdır.

  

Deprem Parametreleri

Deprem Parametreleri

Oluşan bir deprem,"Deprem Parametreleri" olarak isimlendirilen odak noktası(hiposantr),dış merkez(episantr), şiddet, magnitüd vb. gibi kavramlarla daha iyi açıklanabilmektedir.

Odak Noktası(Hiposantr): Yer içerisinde deprem enerjisinin ortaya çıktığı noktadır. Aynı zamanda iç merkez olarak ta isimlendirilir. Aslında odak noktası, bir nokta değil bir alandır ancak uygulamalarda nokta olarak edilmektedir.

Dış Merkez (Episantr): Odak noktasına en yakın olan yeryüzündeki noktadır. Burası aynı zamanda depremin en çok hasar yaptığı veya en kuvvetli olarak hissedildiği alandır.

Odak Derinliği: Deprem enerjisinin açığa çıktığı noktanın yeryüzüne olan en kısa uzaklığı, depremin odak derinliği olarak adlandırılır. Yani, Odak Noktası(Hiposantr) ile Dış Merkez(Episantr)arasındaki mesafedir.Depremler, odak derinliklerine göre sınıflandırılırlar. Bu sınıflandırma, tektonik depremler için geçerlidir. Yerin 0-60 km. derinliğinde olan depremler sığ deprem olarak nitelenir. Yerin 70-300 km. derinliklerinde olan depremler orta derinlikte olan depremlerdir. Derin depremler ise yerin 300 km.den fazla derinliğinde olan depremlerdir. Türkiye'de olan depremler genellikle sığ depremlerdir ve derinlikleri 0-60 km. arasındadır. Orta ve derin depremler daha çok bir levhanın bir diğer levhanın altına girdiği bölgelerde olur. Derin depremler çok geniş alanlarda hissedilir , buna karşılık yaptıkları hasar azdır. Sığ depremler ise dar bir alanda hissedilirken bu alan içinde çok büyük hasar yapabilirler.

Şiddet: Herhangibir derinlikte olan depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki etkisinin ölçüsü olarak tanımlanmaktadır.Depremin şiddeti, yapılar, doğa ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür. Bu etki, depremin büyüklüğü, odak derinliği, uzaklığı yapıların depreme karşı gösterdiği dayanıklılık dahi değişik olabilmektedir. Şiddet; ölçümlere dayalı değildir, tamamen gözlemsel verilere dayanır (17 Ağustos İzmit Depremi Eşiddet Eğrileri).

Magnitüd: Depremde açığa çıkan enerjinin bir ülçüsüdür.Prof .Richter, episantrdan 100 km. uzaklıkta ve sert zemine yerleştirilmiş özel bir sismografla (2800 büyütmeli, özel periyodu 0.8 saniye ve %80 sönümü olan bir Wood-Anderson torsiyon Sismografı ile) kaydedilmiş zemin hareketinin mikron cinsinden (1 mikron 1/1000 mm) ölçülen maksimum genliğinin 10 tabanına göre logaritmasını bir depremin "magnitüdü" olarak tanımlamıştır. (Ayrıntılı bilgi için tıklayınız...)

Şiddet

IV

V

VI

VII

VIII

IX

X

XI

XII

Richter Magnitüdü

4

4.5

5.1

5.6

6.2

6.6

7.3

7.8

8.4

 

Depremlerin Ölçülmesi

Depremlerin Ölçülmesi

Aletle depremlerin ölçülmesine yönelik ilk aygıt; M.S. 132 yılında Çinli filozof Chang Heng tarafından icat edilmiştir. Bu aygıt ayaklı bir vazo üzerine eşit aralıklarla yerleştirilmiş 8 tane ejderha başı ile vazonun ayağı üzerine yerleştirilmiş 8 tane kurbağadan oluşur (Şekil.16). Kurbağların açık olan ağızları ejderhalara doğru dönüktür. Deprem sırasında ejderlerden bazıları ağızlarındaki bilyeyi kurbagaların ağzına düşürür. Hangi ejderin bilyesi düşmüşse sarsıntının doğrultusu o yödedir. Aletin kendi bulunduğu yerde hissedilemeyen yaklaşık 750 km uzaklıklardaki depremleri algılayabildiği söylenmektedir. Aletin gövdesini oluşturan vazonun içerisinde ne tür bir düzenek olduğu bilinmemektedir. Bu konudaki en yaygın görüş, vazo içerisine çok duyarlı bir sarkaç’ın yer aldığı görüşüdür.

Günümüzde deprem ölçümleri, sismograf denilen modern cihazlarla yapılmaktadır. İlk kullanılabilir sismograflar IX. yüzyılın son çeyreği içinde Filippo Cecchi, James Ewing ve Thomas Gray gibi sismologlarca geliştirildi (Xavier Le Pichon, Tuncay Taymaz, A. M. C. Şengör).

Depremler Önceden Belirlenebilir mi?

Depremler Önceden Belirlenebilir mi?

"Depremler önceden tahmin edilebilir mi? Sorusu bir çok kişi tarafından bilim adamlarına yöneltilmektedir. Bu sorunun katı bir bilimsel değerlendirme içindeki yanıtı "hayır"dır. Ancak, bu yanıta karşılık, bilim adamlarının dikkatini çeken ve deprem habercileri olarak da nitelendirebileceğimiz bazı ilginç olaylar deprem öncesinde gözlenmiştir(Dr.Philip WATTS, CALTECH)."

Mevcut bilimsel olanaklarla, oluşabilecek bir depremin zamanı ve tam olarak koordinatları bilinememektedir.Ancak Dr.Watts'ında ifade ettiği gibi deprem öncesinde doğada ilginç olaylar gözlenmekte, yerküre içerisindeki jeolojik ve jeofizik değerler değişmektedir.Günümüzde, doğadaki bu olaylar ve yerküre içerisindeki bu değişimler belirli zaman aralıklarında izlenmekte, incelenmekte ve ölçülmektedir.Bu işlemler sonucunda da son derece kompleks olan bu doğa olayının önceden belirlenebilmesine yönelik çalışmalar sürmektedir. Ancak, günümüzde olası bir depremin koordinatlarını(yerini), zamanını ve büyüklüğünü önceden belirleyen bir teknoloji veya yöntem yoktur.

Depremleri önceden tahmin etme konusunda Dünya'da tek sayılabilecek çalışma 1975 yılında Haicheng'te(Mançurya/ÇİN) meydana gelen depremdir. Şehrin %90'ının yıkılmasına karşın can kaybı olmamıştır.

Depremlerin önceden belirlenebilmesi için kullanılan ve gözlenen olaylar şunlardır; yerkabuğu biçim değişiklikleri, eğim değişimi, öncü depremler, mikrozoning, odak derinliği, fay sürünmesindeki değişim, deprem dalga hızları, yer manyetik alanındaki değişimler, özdirenç, doğal elektrik alan, yeraltı su düzeyi, kuyu ve kaynak sularında radon gazı oranı, petrol kuyularında verim değişimi, yeraltı suyu içeriğindeki değişimler, tsunamiler, sudaki kimyasal değişimlerin izlenmesi gibi jeofizik jeolojik ve jeokimyasal yöntemler kullanılmaktadır.Ayrıca bazı hayvan ve bitki davranışlarını da esas alan araştırmalar mevcuttur.

Depremlerin önceden belirlenmesi araştırmaları kapsamında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile TÜBİTAK-Marmara Araştırma Merkezi arasında 18 Nisan 2001 tarihinde imzalanarak yürürlüğe giren, 2002 ve 2003 yıllarında uygulanan ve yine 2004 yılında da devam edilmesi planlanan işbirliği protokolü gereğince Marmara Bölgesi'nde olası deprem etkinliğine bağlı olarak soğuk/sıcak su kaynaklarında fiziksel ve kimyasal parametrelerin değişimi ile sismoloji, GPS (GPS ölçüm profillerini görebilmek için
tıklayınız..) ve Uydu (sıcaklık) verileri yardımıyla, kabuk deformasyonlarını işaret eden bazı parametrelerin izlenmesi ve bu parametrelerdeki anomalilerin, eğer varsa depremlerle olası ilişkilerinin saptanması projesi uygulanmaktadır. Marmara Denizi'ni çevreleyen kara alanında aktif faylar boyunca ve/veya yakın çevresinde stratejik konuma sahip soğuk ve sıcak su kaynaklarında kurulacak olan en az 16 hidrolojik, 8 adet toprak radon gazı ve 3 adet su içerisinde radon gazı ölçüm istasyonundan alınan veriler günlük bazda ölçüm yoluyla izlenecektir. Bu projeden; deprem öncesi kabuk hareketlerinin, yüzeye çıkan suların fiziksel ve/veya kimyasal özelliklerinde ölçülebilir ve güvenilir değişikliklere (anomalilere) neden olduğunun saptanabilmesi durumunda, yetkilileri depreme karşı uyarma ve gerekli tedbirlerin alınmasını sağlama gibi ölçülemez yararlar sağlanacaktır. (16 adet hidrolojik istasyonun, 8 adet toprak radon gazı ve 3 adet su içerisinde radon gazı ölçüm istasyonlarının dağılımını gösteren lokasyon haritası için tıklayınız...)

Depremden önce alınabilecek önlemler

Depremden önce alınabilecek önlemler

Evde Yapabileceklerimiz

• Evinizde bir pilli radyo, el feneri ve ilk yardım çantası bulundurunuz ve bunların nerede saklandığını evde yaşayanlara mutlaka öğretiniz. Evinizde yedek pil bulundurunuz.
• İlk yardım uygulamalarını mutlaka öğreniniz.
• Evinizin; elektrik sigortasının, su ve gaz vanalarının yerlerini öğreniniz ve evde yaşayanlara bunları nasıl kapatacaklarını öğretiniz. Yakında bu iş için kullanılabilecek bir kurbağacık anahtar bulundurunuz.
• Yüksek raflara ağır cisimler koymayınız.
• Ağır beyaz eşyayı ve ağır mobilyayı döşemeye veya duvara bağlayınız. Örneğin, mutfak raflarını ve kitap raflarını vida ile duvara sabitleyiniz.
• Deprem sırasında aile fertlerinin birbirinden ayrılmaları halinde yeniden nerede buluşabileceklerini planlayınız.
• Olası bir depremde, nasıl davranacağınızı planlayınız (Bir, acil durum planınız olmalı)

Okulda Yapabileceklerimiz

• Okul yöneticileri ve öğretmenler sınıflarda depremden korunmayı öğrencilere anlatmalı ve tatbkatlar(acil durum planı) yaptırmalıdırlar. Sınıflarda düşebilecek ağır cisimler bulundurulmamalıdır.
• Okul yöneticileri deprem sonrasında okul binalarının tahliyesini ve kurtarma işlerini planlamalı, yangın, gaz kaçakları, su ve kanalizasyon borusu patlamalarına karşı tedbirler almalıdırlar.

İşyerinde Yapabileceklerimiz

• Çalıştığınız birimin veya işyerinin acil durum planlarının ve kendinize düşen bir sorumluuk olup olmadığını öğreniniz. Çalıştığınız işyerinde emniyeti sağlamak için neler yapmanız gerektiğini mutlaka öğreniniz.
• Düşebilecek veya insanlara zarar verebilecek iş makinaları veya ağır cisimler mutlaka sabitlenmelidir.

Deprem anında yapılması gerekenler

 

 

1-2 katlı ev içerisinde

• Günlük hayatta kullandığımız birçok eşya(tv, buzdolabı, raf vb.) kişilerin üzerlerine devrilip düşebilirler. En tehlikelisi de tavanın çökmesi ya da evin kendisinden yıkılmasıdır.
• Uykuda, deprem olursa ve yataktan kalkmak güç olursa şiltenin altına girin.
• Masanın altına girin ve başınızı iki elinizle örtün.Üzerinize düşen eşyadan korunursunuz.
• Kapı ve pencereler açık tutulmalıdır.Kapı ve pencereler depremde sıkışabilir ve dışarı çıkmak güçleşebilir.
• İkinci kattan ya da üst katlardan zemin kata girmeyin. Çünkü en çok hasar zemin katta olur.
• Gazla ve elektrikle çalışan ev aletleri (soba, ve ocak gibi) kapatın.Kapatamıyorsanız bunlara yakın olanlara kapatmaya çalışmalarını söyleyin.
• Evinizi terk ederken eşyalardan çok canınızı düşünün.Herşeyi bırakın çıkın.
• Tuvalet ya da banyoda iseniz kendinizi aynadan ya da raflardan düşebilecek eşyalardan koruyun.Genellikle tuvalet ve banyo küçük hacimli olduğu için daha dayanıklı olabilir.
• Banyoda iken başınızı yumuşak bir şeyle korumaya çalışın.Banyoda genellikle çıplak olunur. Banyo ve tuvalet küçük olduğu için daha güvenlidir ve orada kalınması daha doğru olur.
• Bulunduğunuz mahalleden uzaklaşmak, şehir dışına çıkmak için arabanızı kullanmayın.Çünkü bu tür çok sayıda araba olduğu için trafik sıkışıklığı olur.Kurtarma ve yangın söndürme araçları gereken yerlere ulaşamazlar.
• Televizyon ve radyo dinleyerek deprem ile ilgili bilgileri izleyin.Söylentilere itibar etmeyin.Onları kesin bilgi olarak görmeyin.Deprem sırasında radyo, telefon ve televizyona göre daha kullanışlıdır.
• Telefon acil durumlarda kullanılmalıdır.
• Fişleri prizden çekin, ocakları söndürün, eğer olanak varsa ana musluğu kapatın ve ana sigortayı gevşetin.
• Bebek ve yaşlıların güvenliklerinin sağlamaya çalışın.

Apartmanlarda

Çok katlı apartmanlarda üst katlar alt katlara göre daha çok sallanır.Bu binalar son yıllardaki deprem yönetmeliği (1975 ve sonraki tarihli)'ne ve Fen kurallarına göre yapılmışsa çökme tahlikesi yoktur.Yapılacak davranışlar 1-2 katlı evlerdekinden farklı değildir.Ancak çok katlı yapılara deprem açısından gerekli özel davranışlarda vardır.

• Yangın merdivenlerinin kapısını açık tutun.

• Ortak tehlike çıkışının (koridordaki) kapısını açık tutun.

• Binayı boşaltırken asansörü kullanmayın.

•Asansörde iseniz bütün düğmelere basın ve durduğu ilk katta asansörden inin.

• Birinci katta iseniz, kapıyı açamıyorsanız ve de zemin katta yangın çıkmışsa zemin kata yatak vb.gibi yumuşak birşeyler attıktan sonra üstüne atlayın.Bu davranış çok katlı yapıların üst katları için geçerli değildir.

Büyük market ve mağazalarda

Büyük kolonların yanında durmaya çalışın.Raflardan ve dolaplardan uzak durun.

• Yangın çıkışlarına, merdivenlere ve yürüyen merdivenlere koşmayın.

• Anonsları dinleyin.Mağaza güvenlik personelinin uyarı ve önerilerini yerine getirin, onlara uyun dediklerini yapın.

• Satın aldığınız şeyleri bırakın ve dışarı çıkarken elleriniz boş olsun.

Yüksek yapılarda

Üst katlar alt katlara göre çok daha fazla sallanır. Daha çok dikkatli olmak gerekir.

• Masaya yakınsanız altına girin.

• Başınızı çanta, minder, kitap, klasör gibi şeylerle koruyun.Dolap, kahve makinası ve sebil gibi şeylerden uzak, kolonlara yakın durun.

• Asansörde iseniz bütün düğmelere basın durduğu ilk katta asansörden inin, eğer kapısı sıkışmamış ise.

İş merkezlerinde ve sokaklarda

• En tehlikeli şeyler dökülen, kırılmış cam parçaları, ilan levhalarıdır. Bunlar düşebilir. Açıkta duran kahve, hafif içki satan (parayla çalışan) makinalar, ilan levhaları ve direkleri devrilebilir.Buralardan uzaklaşın. Başınızı koruyun. Geniş açık alanlara gidin ya da güvenliğinden kuşku duymadığınız yapı varsa içeri girin.

• Geniş bir yol varsa ve trafik yoğun değilse yolun ortasındaki refuje kaçın ve orada durun.

• Satış makinalarından, reklam levhalarından ve bahçe duvarlarından uzak durun.

• Elleriniz boşsa başınıza koyun ve koruyun Eğer çanta, paket ve torba varsa başınıza koyun. Hiç bir şey yoksa ellerinizi kullanın.

• Yolun kenarında ağaçlar varsa altına girip durun.

Tiyatro, sinema, stadyum vb. yerlerde

• Gösteri sırasında salon çok karanlıktır.Panik yapmayın.Güvenlik görevlilerine ve yetkililere dikkat edin onları dinleyin.

• Yönetici ve yetkililerin sözlerine uyun.

• Başınızı bir çanta ile koruyun, sıralar arasında çömelmiş durumda koltukların altına girebilecek biçimde durun.

• En tehlikeli durum tribünlerde panik olmasıdır.Sakin olun, doğru karar vermek çok önemlidir.

• Tavanda büyük bir aydınlatma armatürü veya avize varsa bunların altından uzaklaşın.

• En güvenli yer sahanın ortasıdır.Sahanın ortasına gitmeye çalışın.

• Yangın çıkışına doğru hemen koşmayın.

• Anonsları dinleyin ve onlara uyun.

Metro, tramvay, tren, otobüs vb. araçlarda

• Raflara konulmuş eşyalar düşebilir.Başınızı kollayın ve koruyun, ellerinizle direklere ve tutunacak yerlere sıkıca tutunun.

• Metro durunca hemen dışarı herhangi bir anons yapılmadan çıkmayın; tren rayları üzerinde ya da yakınında yüksek voltaj hatları vardır ve çok tehlikelidir.Ters yönden gelebilecek metro katarına dikkat edin.Ters yönden tren gelmediğinden emin olun.

• Elektrikler kesilmiş ise bir anda çok karanlık olacaktır.Kısa bir süre sonra acil durum ışıkları yanacaktır. Hemen paniklemeyin.

• Tren görevlilerinin sözlerine uyun.

• İstasyonda platformda tren beklerken deprem olursa düşen cisimlere dikkat edin ve kolonların yanında bekleyin.

• Tren ya da otobüs durunca sürücünün sözlerini dinleyin.Hemen dışarı çıkmaya çalışmayın.

• Dışarı çıkınca ters yönden gelebilecek otobüs ya da trenlere dikkat edin.

Yeraltı çarşısında veya geçidinde

• Yeraltı çarşısı ya da yaya geçidinde eğer yangın, gaz sızıntısı ve su basması yoksa yer yüzeyinden daha güvenlidir.Elektrik kesilirse panik yaşanabilir.

• Vitrinlerden uzak durun.

• Düşen cisimler dikkat edin, kendinizi koruyun.

• Elektrik kesilse bile Yangın çıkışı işaretleri yanık kalabilir paniğe kapılmadan hareket edin.

• Hemen çıkış merdivenlerine koşup yukarı çıkmaya çalışmayın.

• Eğer yangın olursa ağzınıza bir mendil ya da bir bez tutun.Duvarların kenarlarında çömelmiş ya da yere eğilmiş konumda bulunduğunuz yeri boşaltmaya çalışın.Yeraltı çarşısı ya da geçidinin çıkışları vardır ve duvar diplerinden giderek çıkışa kesinlikle varırsınız.

Metro-tren istasyonunda, yaya üst geçidinde ya da köprü üstünde

• Deprem yolcuların çok olduğu saatlerde olursa panik yaşanabilir. Panik yapmayın istasyon yöneticilerini dinleyip onlara uyun.

• Köprünün yıkılma ya da devrilme olasılığı olsada parmaklıklara tutunmak daha güvenlidir.

• Kendi kendinize birşey yapmaya çalışmayın, yetkililerin sözlerine uyun.

• Parmaklıklara ve trabzanlara tutunun.

• İstasyondaki hoparlörde yapılan yayınları dinleyin, deprem haberlerini alın.

•Sarsıntının bitmesini bekleyin.

• Çocuk ve yaşlılara dikkat edip onları kollayın.

• Parmaklıklara tutunun sonra merdivenlerden inip uzaklaşın.

 

 

Araba kullanırken

Depremden sonra pek çok kişi arabasına atlayıp yola çıkacaktır.Yoğun bir trafik sıkışıklığı olması kaçınılmazdır.Kaza ve çarpmalara dikkat edin ve önlemeye çalışın.İlk anda yavaş yavaş sağa yanaşıp durun.

• Yavaşlayın, sağa yanaşıp durun, motoru durdurun. Kontak anahtarı yerinde kalsın, pencereleri kapatın ve kapıları kilitlemeden çıkın.

• Eğer otoyolda iseniz yolun kenarındaki aydınlatma direklerine ve eğer varsa ses yalıtım duvarlarına dikkat edin devrilebilir.

• Tünel giriş ve çıkış yakınlarında durmayın buralarda yamaç kaymaları ve kaya düşmeleri olabilir.

• Radyodan yoldaki hasar ve diğer durumlar hakkında bilgi almaya çalışın.
Büyük kamyon ve tankerlerden uzak durun.

• Otoyolda araç sürerken yoldaki anormal durumları ve yangınları cep telefonu ya da yol kenarındaki acil telefon ile ilgililere haber verin.

 

 

Deniz, ırmak, dere, liman, rıhtım vb. kenarında

• Eğer dağlık bir arazide dik yamaçları olan küçük bir vadide iseniz yamaçlardan toprak kayması ya da kaya düşmesi olabilir. Dikkatli olun.

• Nehrin kaynak tarafında baraj varsa yıkılabilir ve bir su baskını olabilir, hemen nehre dik yönde yüksek yerlere çıkmaya başlayın.

• Hemen yükseklere çıkın.

• Küçük bir depremde bile Tsunami olabilir. Hemen yüksek yerlere doğru gidilmelidir.

• Deniz yanında yalıyar biçiminde yüksek bir yamaç varsa hemen yüksek yerlere doğru gidin.

• Tsunami'nin ilk dalgası geldikten sonra tehlikenin geçtiğini sanmayın bazen ikinci dalga ilk dalgadan daha büyük olabilir.

• Radyodan Tsunami haberlerini dinleyip gerekenleri yapın.

 

 

Tsunami Nedir?

Tsunami Nedir?

Japonca'da "liman dalgası" anlamına gelen tsunami sözcüğü; okyanus ya da denizlerin tabanında oluşan deprem, volkan patlaması ve bunlara bağlı taban çökmesi, zemin kaymaları gibi tektonik olaylar sonucu denize geçen enerji nedeniyle oluşan uzun periyotlu deniz dalgasını temsil eder.

Tsunami sözcüğü, dünya dillerine 15 Haziran 1896'dan sonra girmiştir. Japonya'da, 21000 kişinin hayatını kaybettiği Büyük Meiji Tsunamisi'nden sonra Japonlar'ın yaptığı yardım çağrılarıyla dünya dillerine kendiliğinden yerleşmiştir.

Tsunamiden sonra oluşan dalganın diğer deniz dalgalarından farkı; su zerreciklerinin sürüklenmesi sonucu hareket kazanmasıdır. Derin denizde varlığı hissedilmezken, sığ sulara geldiğinde dik yamaçlı kıyılarda ya da V tipi daralan körfez ve koylarda bazen 30 metreye kadar tırmanarak çok şiddetli akıntılar yaratabilen bu dalga; insanlar için deprem, tayfun, çığ, yangın ya da sel gibi bir doğal afet haline gelebilmektedir.


Tsunami ilk oluştuğunda tek bir dalgadır ancak kısa bir süre içerisinde üç ya da beş dalgaya dönüşerek çevreye yayılmaya başlar. Bu dalgaların birincisi ve sonuncusu çok zayıftır ancak diğer dalgalar etkilerini kıyılarda şiddetli biçimde hissettirebilecek bir enerjiyle ilerlerler. Bu nedenle depremlerden kısa bir süre sonra kıyılarda görülen yavaş ama anormal su düzeyi değişimi ilk dalganın geldiğini gösterir. Bu değişim, arkadan gelecek olan çok kuvvetli dalgaların ilk habercisi de olabilir.

Tsunamiden Korunmak İçin Ne Yapılabilir?

• Deniz kıyısında yerleşim yeri seçerken; tsunami riskini de diğer doğal afetler(deprem, sel, tayfun vb.) gibi değerlendirmek alınabilecek ilk önlemdir.

• Küçük bir depremde bile Tsunami olabilir. Hemen yüksek yerlere doğru gidilmelidir.

• Deniz yanında yalıyar biçiminde yüksek bir yamaç varsa hemen yüksek yerlere doğru gidin.

• Tsunami'nin ilk dalgası geldikten sonra tehlikenin geçtiğini sanmayın bazen ikinci dalga ilk dalgadan daha büyük olabilir.

• Radyodan Tsunami haberlerini dinleyip gerekenleri yapın(www.deprem.gov.tr'den alınmıştır).

• Tsunaminin deniz kıyısına ilk gelişi su düzeyinin anormal biçimde(depremin büyüklüğüne, oluş şekline ve türüne ve deniz durumuna göre yaklaşık 10-15 dakika içerisinde) yükselmesi ya da çökmesiyle kendini belli eder(TÜBİTAK, Bilim Teknik). Tsunaminin bu öncü zayıf ilk dalgası, arkasından gelecek olan iki ya da üç kuvvetli dalganın habercisidir. Bu durumda yapılacak tek şey; kıyıdan uzaklaşmaktır. Deniz içerisinde seyir halinde bulunanlar ise kıyıdan uzaklara, derin sulara giderek dalganın kendilerine ve deniz taşıtına vereceği zararı azaltabilir hatta önleyebilir. Deniz kıyısında olanlar içinse, denizden uzaklara ve yükseklere gitmek zorunludur (TÜBİTAK, Bilim Teknik).

AFET SÖZLÜĞÜ

 A

 B

 C-Ç

 D

 E-F

 G-H

 I-İ-J

 K-L

 M-N

 O-Ö

 P-R

 S-Ş

 T-U

 Ü-V

 Y-Z

[Yukarı]

A

Acil durum: Bir afet sırasında olağanüstü tedbirlerin alınmasına gerek duyulan geçici bir süreyi ifade eder. Durumun gerekliliklerinin her yönüyle koordineli bir şekilde, siyasi irade tarafından değerlendirilmesi, gönüllü ve özel kurumları bir araya getirmek için planlamalar, yapılanmalar ve düzenlemeler yapılmasına  Acil Durum Yönetimi denir.  


 

Afet Yönetimi: Hem afet öncesi hem de afet sonrası aktivitelerin yani müdahale, iyileştirme, yeniden yapılanma, zarar azaltma ve hazırlık safhalarını kapsayan bir süreci ifade eder. Afet riski ve onun doğurduğu sonuçları azaltmayla ilgili diğer çalışmaları da kapsar

Aktif fay: Gelecekte deprem oluşturmaya riski çok yüksek olan fay.


 

Alp-Himalaya: Sık sık depremlerle sarsılan Akdeniz'den başlayıp Türkiye, İran üzerinden kuzey Hindistan'a kadar giden uzun bir sıradağ oluşumudur.

Alüvyon: Suyun biriktirdiği kil, silt, kum, çakıl, taş ve jeolojik aşınma sonucu ortaya çıkmış diğer malzemeler.


 Anakaya: Nispeten daha sert ve yoğun kayalardan oluşan ve genellikle üzerinde yumuşak kayaçlar ve toprak örtüsü buluna tabanı ifade eder.


Artcı deprem: Ana depremin meydana gelmesinden sonra, ana şoku izleyen daha küçük sarsıntılar dizisidir. Ne kadar süre ile devam edecekleri konusunda ise kesin bir şey söylemek mümkün değildir.

 

Asismik: Bir fay veya bir yerde deprem olmadığını ve muhtemelen de olmayacağını belirten bir terimdir.


Astenosfer: Litosferin(taşküre) altında bulunan mantonun yumuşak üst bölümü.

 

Azalım: Dalgalar, oluştukları yerden itibaren genlikleri küçülerek ve etkileri azalarak ilerler. Deprem  dalgalarının yer kabuğunda geometrik olarak ilerlerken geçtikleri ortama ve uzaklığa bağlı olarak genlikleri ve sismik enerjileri azalmaktadır.  

 

[Yukarı]

B

Benioff Zonu: Derin deniz hendeklerinden manto içine sarkan eğimli deprem zonu( Hugo Benioff, Amerikalı jeofizikçi).

[Yukarı]

D

Deprem: Yerküre içerisindeki kırık(fay) düzlemleri üzerinde biriken biçim değiştirme enerjisinin aniden boşalması sonucunda meydana gelen yerdeğiştirme hareketinden kaynaklanan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzünü sarsması olayına deprem denir.

Deprem dalgası: Deprem anında, blokların ani olarak kayması ile deprem dalgaları üretilir ve bunlar kayaçlar içerisinde odaktan çevreye doğru yayılırlar. Deprem dalgaları P, S ve Yüzey Dalgaları(Love, Rayleigh) olarak üç gruba ayrılır.

Deprem Fırtınaları: Öncü ve artçı depremler, kendilerinden belirgin olarak daha büyük olan bir ana deprem ile zaman ve yer bakımından sıkı bir ilişkiye sahipdir. Oysa, bir ana deprem ile belirgin bir ilişki göstermeyen, yerel, yoğun deprem etkinlikleri de gözlenmektedir. Bu niteliklerdeki deprem etkinliklerine ‘deprem fırtınası’ denilmektedir.

 

Deprem Tehlikesi: Can ve mal kaybına, yaralanmalara, sosyal ve ekonomik dengelerin bozulmasına veya çevresel zararlara sebep olan  yerkabuğu hareketlerinin tabii süreci veya bunu etkileyen doğal etmenlerdir. 

[Yukarı]

E - F

Episantr(Dış Merkez): Odak noktasına en yakın olan yeryüzündeki noktadır. Burası aynı zamanda depremin en çok hasar yaptığı veya en kuvvetli olarak hissedildiği alandır.

Erken Uyarı: Afet riskini engellemek veya bu riskleri azaltma için yada afete daha etkili müdahaleye imkan verecek zamanlamayla gerekli bilgilerin, belirlenmiş kurumlar tarafından topluma duyurulmasıdır. Afete hazırlık çalışmaları içinde önemli bir yeri vardır.

 

Fay:Yerkabuğunu oluşturan kayaçların bir yüzey boyunca kırılması ve oluşan iki parçanın birbirine göre göreceli olarak yer değiştirmesidir.

 

Frekans: Birim zamanda meydana gelen olay veya hareket sayısı.


 

[Yukarı]

G - H

Gönüllü: Herhangi bir şekilde parasal karşılık beklemeden, sosyoekonomik veya politik baskı altında kalmadan topluma hizmet götürerek yararlı çalışmalar sunan bireylerdir.  


 

Graben: Tektonik açılma hareketi sonucunda çevresine nazaran aşağı doğru çöken yerkabuğu parçası.   

 

Hazırlık: Zamanında ve etkili erken uyarıların yayımlanması ve tehdit alanından insanların ve değerli varlıkların geçici olarak çıkarılması da dahil olmak üzere, afetlerin zararlı sonuçlar doğurmaması amacıyla yapılacak etkili müdahale için alınan önlem ve yapılan hazırlık faaliyetleridir.

 

Heyelan: Jeolojik materyallerin yerçekimi kuvveti etkisiyle yamaç aşağı harekete geçmesidir.


Hiposantr(İç Merkez): Yer içerisinde deprem enerjisinin ortaya çıktığı noktadır. Aynı zamanda iç merkez olarak ta isimlendirilir. Aslında odak noktası, bir nokta değil bir alandır ancak uygulamalarda nokta olarak edilmektedir.

[Yukarı]

I - İ - J

İvme: Deprem yer hareketinin hızındaki değişimi ifade eder. Kuvvetli yer hareketi sismolojisinde ivme değeri, yerçekimi kuvvetinin (g) yüzdesi ile ifade edilir. Bir cismin ağırlığı, kütlesi ile yerçekimi ivmesinin çarpımına eşit olduğundan, deprem sarsıntısının yaratacağı ivmeyle gelen ani ve ilave yükler binaların dayanım gücünü aşarak hasar görmelerine/yıkılmalarına neden olmaktadır. 

 

İyileştirme: Afete uğrayan toplumun yaşam koşullarını yeniden oluşturma amacıyla, muhtemel afet risklerini azaltmak için sistemli bir özendirme ve gerekli düzenlemeleri yapmak için alınan kararlar ve faaliyetlerin tümüdür.   

Jeofizik: Yerkürenin ve onu çevreleyen atmosferi ile uzay ortamındaki gezegenlerin, uyduların ve güneşin fiziksel ve yapısal özelliklerini fizik ve matematik yöntem ve yaklaşımlar kullanarak inceleyen bilim dalına Jeofizik denir(İTÜ Jeofizik Müh.Böl.).Jeofizik bilim dalında kullanılan yöntemler: gravite, manyetik, sismoloji, sismik, elektrik, elektromanyetik, palemonyetizma, radyometrik, jeotermik yöntemler ve kuyu loglarıdır.

Jeololoji: Yerbilimi, jeoloji Yunanca Geo (Yer ) ve Logos (Bilim) kelimelerinin birleşiminden meydana gelir ve Yerbilimi anlamına gelir. Jeoloji yerküresinin güneş sistemi içerisindeki durumundan onun fiziksel ve kimyasal özelliklerine, oluşumundan bu yana geçirdiği değişikliklere, üzerinde yaşayan canlıların evrimine kadar geniş bir kapsama sahiptir(Jeoloji Müh.Odası).

Jeomorfoloji: Dağlar vadiler gibi yeryüzü şekillerinin kaynağını ve niteliklerini inceleyen bilim dalı.


 

[Yukarı]

K - L

Küresel Konum Berlirleme Sistemi (GPS): Yeryüzündeki noktaların koordinatlarını uydular vasıtasıyla belirleyen sistem. Fay zonları boyunca meydan gelen gerilim birikmeleri ve hareketleri izlemek için hassas  GPS ölçümleri yapılmaktadır. 

 

Litosfer(taşküre): Yerkürenin dış kısmında yaklaşık 70-100 km kalınlığındaki katman. Kıtalar ve okyanuslar Litosfer içerisinde yer alırlar.

[Yukarı]

M - N

Magnitüd: Depremde açığa çıkan enerjinin bir ülçüsüdür.Prof .Richter, episantrdan 100 km. uzaklıkta ve sert zemine yerleştirilmiş özel bir sismografla (2800 büyütmeli, özel periyodu 0.8 saniye ve %80 sönümü olan bir Wood-Anderson torsiyon Sismografı ile) kaydedilmiş zemin hareketinin mikron cinsinden (1 mikron 1/1000 mm) ölçülen maksimum genliğinin 10 tabanına göre logaritmasını bir depremin "magnitüdü" olarak tanımlamıştır.

Manto: Dünyaızın iç kısmında yer alan ve Litosfer ile Çekirdek arasında kalan ve kalınlığı 2900 km olan katmana Manto adı verilir.

Mikrobölgeleme: Bir yerdeki tehlikenin yıkıcı deprem etkileri, yer sarsıntısı şiddeti, sıvılaşma ve heyelan potansiyeli dikkate alınarak tanımlanması ve bölgenin yerel olarak haritalanmasıdır.  

 

Müdahale ve Yardım: Afet sırasında veya hemen sonrasında, etkilenmiş insanların yaşamlarının korunmasını ve temel ihtiyaçları ile geçimlerinin karşılanması için müdahale ve yardımda bulunulmasıdır. Bu süreç anında yapılan müdahale ile başlar, duruma göre kısa dönemli veya daha uzun süreyle olabilir. Arama-kurtarma, tıbbi sağlık, gıda, barınma, giyim, su ve arıtma temini hizmetleri gibi faaliyetler ve diğer acil önlemler bu kapsamdadır. Bazen acil müdahale olarak da tanımlanmaktadır.

[Yukarı]

O - Ö

Odak Derinliği: Deprem enerjisinin açığa çıktığı noktanın yeryüzüne olan en kısa uzaklığı.

Orojen: Yer kabuğundaki kıvrımlanma ve kırılma hareketleriyle gelişen dağ oluşumu sürecidir.

[Yukarı]

 

P - R

P dalgası: Kayıtçılara ilk ulaşan deprem dalgasıdır. Hızı kabuğun yapısına göre 1.5 ile 8 km/sn arasında değişir. Tanecik hareketleri yayılma doğrultusundadır (boyuna dalga). Yıkım etkisi düşüktür.

 

Plaka Tektoniği: Pek çok gözlemle ispatlanmış bulunan bu teoriye göre, yer kabuğunun üst manto kısmında belirli sayıda ve birbirine göre hareket halinde olan ince, rijit tabakalar bulunmaktadır. Bu plakaların sınırlarında genellikle şiddetli depremler meydana gelir.  

 

Rehabilitasyon: Hasara uğramış veya fonksiyonunu kaybetmiş hizmetlerin, alt yapının ve binaların kısa sürede onarılarak çalışabilir hale getirilmesi faaliyetleridir. Tam olarak iyileştirilemese de hayatın nispeten normale dönmesini kolaylaştırmak amacını taşır. 

 

Risk: Can kaybı, yaralanma, mal kaybı, ekonomik dengelerin bozulması veya çevre zararları gibi doğa veya insan kaynaklı tehlikelerin zarar görebilirlik koşullarına bağlı olarak kayıplar ve hasarlarla  sonuçlanma olasılığı veya beklenen kayıplar.


 



[Yukarı]

S - Ş

S dalgası: Kayıtçılara ikincil olarak ulaşan deprem dalgasıdır. Hızı P dalgası hızının %60'ı ile %70'i arasında değişir. Tanecik hareketleri yayılma doğrultusuna dik ya da çaprazdır (enine dalga). Yıkım etkisi yüksektir.

Sakınım planı: Yerleşim alanlarında ya da belirli bir bölgede doğal ya da teknolojik tehlikeler nedeniyle beliren farklı risk türlerini tanımlayan, risklerin yönetim biçimi ve uygulama araç ve yöntemlerini belirleyen plandır. Sakınım Planı, riskleri nedensellik yapılarına göre farklı sistem, grup ya da sosyo-ekonomik sektörlerde ele alıp bunlarla ilgili veri tabanları oluşturabilir. Her sektörde ilgili kesimler arasında protokollerin geliştirilmesi ve fiziki planların hazırlanmasını öngörür.
Planlama en genel tanımıyla, ‘belirlenen hedeflere erişmek üzere gereken uygulama yöntemini ortaya koymak’ ise, Sakınım Planlaması, ‘belirlenen sakıncalı koşullardan uzak kalma yöntem(ler)ini tanımlama’ ve uygulama çabasıdır.

Sel: Normalde kuru olan yerlerin yağışlara bağlı olarak yükselen yüzey suları, gel-git olayları veya nehir yükselmesi nedeniyle geçici bir süre sular altında kalmasıdır.

 

Sıvılaşma: Suya doygun ince taneli kum ve siltli katmanların; sarsıntının(depremin) etkisi ile boşluk suyu basıncının artmasıyla etkin yatay gerilmenin sıfır olması ve sonuç olarak bu katmanın taşıma gücünü tamamen yitirmesi ve sıvı gibi davranması olayıdır(ERCAN, Ahmet,,Yer Araştırma Yöntemleri, 2001).

 

Sismisite: Depremlerin alansal ve zamana bağlı olarak dağılımıdır. 

 

Sismograf:Depremlerin kayıt edilmesinde kullanılan cihazlara sismograf adı verilir.


Sismoloji: Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının nasıl yayıldığını, depremlerin ölçülmesi ve depremle ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalıdır.

Şiddet: Herhangibir derinlikte olan depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki etkisinin ölçüsü olarak tanımlanmaktadır.Depremin şiddeti, yapılar, doğa ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür. Bu etki, depremin büyüklüğü, odak derinliği, uzaklığı yapıların depreme karşı gösterdiği dayanıklılık dahi değişik olabilmektedir. Şiddet; ölçümlere dayalı değildir, tamamen gözlemsel verilere dayanır.

Sürdürülebilir kalkınma: İnsan hayatının yaşam kalitesi arttırırken bunu çevre koşullarına ve ekosisteme zarar vermeden gerçekleştirilen ilerleme sürecidir.


 

[Yukarı]

T - U - Z

Tsunami: Japonca'da "liman dalgası" anlamına gelen tsunami sözcüğü; okyanus ya da denizlerin tabanında oluşan deprem, volkan patlaması ve bunlara bağlı taban çökmesi, zemin kaymaları gibi tektonik olaylar sonucu denize geçen enerji nedeniyle oluşan uzun periyotlu deniz dalgasını temsil eder.

Zarar Azaltma: Doğal tehlikeler yanında, çevre bozulması ve teknolojik tehlikenin geniş ölçekli yıkıcı etkilerinin azaltılması veya sınırlandırılması için alınan yapısal ve yapısal olamayan önlemler.

 

Zarar görebilirlik: Tehlikelerin doğuracağı etkilere karşı toplumun veya bireylerin direncini azaltan fiziksel, sosyal, ekonomik ve çevresel etkilerin oluşturduğu bütün şartlar ve süreçlerdir.


 

Zarar görebilirlik analizi: İlk bakışta kolaylıkla fark edilemeyen ancak mevcut bulunan potansiyel afet  etkisinin, o yöreye has pek çok faktör dikkate alınarak belirlenmesidir[/acctab]